"crusader" بـTurkish
التعريف
Başlangıçta Orta Çağ'daki Haçlı Seferlerinde savaşan kişiydi. Günümüzde ise bir amaca güçlü şekilde inanan ve mücadele edenleri ifade eder.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Modern kullanımda bir davayı hararetle savunan kişiler için mecazi kullanılır ('çevre haçlısı' gibi). Kahramanca ya da aşırı tutkulu biri anlamını taşıyabilir. Resmi ya da argo değildir.
أمثلة
The crusader rode into battle on a horse.
**Haçlı** at üstünde savaşa girdi.
She is a crusader for animal rights.
O, hayvan hakları için mücadele eden bir **dava savunucusu**.
Many people see him as a crusader against corruption.
Birçok insan onu yolsuzlukla mücadele eden bir **dava savunucusu** olarak görüyor.
He’s become a social media crusader, calling out injustice online.
Artık sosyal medyada adaletsizliklere karşı sesini yükselten bir **dava savunucusu** oldu.
Don’t be such a crusader—sometimes it’s okay to let things go.
Bu kadar **dava savunucusu** olma—bazen olayları akışına bırakmak gerekir.
After seeing the documentary, she became a real crusader for clean water.
Belgeseli izledikten sonra temiz su için gerçek bir **dava savunucusu** oldu.