"countering" بـTurkish
التعريف
Bir argüman, tehdit veya saldırıya karşı aktif olarak cevap vermek veya direnmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle resmi veya stratejik durumlarda kullanılır; örneğin, 'countering threats' tehditlere karşı aktif mücadeleyi belirtir.
أمثلة
She is countering his argument with facts.
O, onun argümanını kanıtlarla **karşı çıkıyor**.
The group is countering the false information online.
Grup, internetteki yanlış bilgilere **karşı koyuyor**.
Good training is key to countering threats.
İyi eğitim, tehditlere **karşı koymanın** anahtarıdır.
He’s always countering my ideas, but never suggests his own.
Hep benim fikirlerime **karşı çıkar**, ama kendi fikrini söylemez.
Countering negativity takes a lot of patience.
**Negatiflikle mücadele** etmek çok sabır ister.
They’re focused on countering the effects of climate change.
İklim değişikliğinin etkilerine **karşı koymaya** odaklanıyorlar.