"compromising" بـTurkish
التعريف
Birinin itibarına zarar verebilecek veya onu suçlu gösterebilecek şey; aynı zamanda bir anlaşmaya varmak için ödün verildiği durumlarda kullanılır. Genellikle zor veya utandırıcı anlar için söylenir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'compromising position', 'compromising photos' gibi ifadelerle utanç verici veya riski yüksek durumlar anlatılır. Ahlaki, yasal ve itibar açısından risk barındırır. Çoğunlukla resmî/yaygın kullanımdır.
أمثلة
He was found in a compromising position by the police.
O, polis tarafından **zor durumda bırakan** bir şekilde yakalandı.
Publishing those compromising photos could ruin her career.
Bu **zor durumda bırakan** fotoğrafların yayımlanması kariyerini mahvedebilir.
He made a compromising deal to end the argument.
O, tartışmayı sonlandırmak için **ödün veren** bir anlaşma yaptı.
She didn’t realize the email contained compromising information until it was too late.
Mailin **zor durumda bırakan** bilgiler içerdiğini çok geç olunca fark etti.
They were caught in a compromising situation during the party.
Partide **zor durumda bırakan** bir durumda yakalandılar.
We have to avoid compromising our values, even when it’s difficult.
Ne kadar zor olursa olsun, değerlerimizden **ödün veren** durumlardan kaçınmalıyız.