"coddle" بـTurkish
التعريف
Birine fazlasıyla ilgi ve şefkat gösterip onu gereğinden fazla korumak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Kelimeler 'coddle a child', 'stop coddling him' gibi ifadelerde sıkça geçer. Çoğunlukla olumsuz bir şekilde, gereğinden fazla koruyup kollamayı anlatır.
أمثلة
You shouldn't coddle your kids all the time.
Çocuklarını her zaman **şımar**tma.
Some parents coddle their children to protect them from stress.
Bazı ebeveynler çocuklarını stresten korumak için **fazla koruyup kollar**.
She likes to coddle her younger brother.
Küçük erkek kardeşini **şımar**tmayı sever.
Stop coddling him—he needs to learn to handle problems himself.
Onu **şımartmayı** bırak—kendi sorunlarını kendi çözmeyi öğrenmeli.
If you coddle the team this much, they'll never improve.
Takımı bu kadar **şımartırsan**, asla gelişemezler.
My grandmother used to coddle us with warm blankets and soup when we were sick.
Biz hasta olduğumuzda büyükannemiz bizi sıcak battaniye ve çorbayla **şımartırdı**.