"coalesce" بـTurkish
التعريف
Ayrı ayrı parçaların veya grupların birleşerek tek bir bütün oluşturması.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmi veya akademik ortamlarda kullanılır; fikirler, gruplar ya da soyut kavramlar için yaygındır. Gündelik dilde 'birleşmek' veya 'bütünleşmek' daha doğaldır. İsim hali 'coalescence'dir.
أمثلة
The two companies will coalesce to form a stronger business.
İki şirket **birleşerek** daha güçlü bir işletme oluşturacak.
Different cultures sometimes coalesce into a unique community.
Farklı kültürler bazen **bütünleşip** kendine özgü bir toplum oluşturabilir.
The ideas began to coalesce during the meeting.
Toplantı sırasında fikirler **birleşmeye** başladı.
Over time, our small projects coalesced into a large organization.
Zamanla, küçük projelerimiz **birleşerek** büyük bir organizasyon oluşturdu.
It took years for their visions to finally coalesce into a clear plan.
Vizyonlarının sonunda net bir plana **bütünleşmesi** yıllar aldı.
When public opinion coalesces, real change can happen quickly.
Kamuoyu **birleşince**, gerçek değişim hızla gerçekleşebilir.