"cluttering" بـTurkish
التعريف
Bir alanı gereğinden fazla eşya ile doldurup kullanışsız veya dağınık hale getirmek. Zihni ya da konuşmayı gereksiz ayrıntı ile karmaşıklaştırmak anlamında da kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle fiziksel ortamlardaki dağınıklık için kullanılır ('cluttering the desk'), fakat iletişim veya düşünce fazlalığı için de kullanılabilir ('cluttering your mind'). Günlük kullanımda 'up' ile birlikte ('cluttering up the room') sıkça geçer. 'Cleaning' kelimesinin zıttıdır.
أمثلة
Too many toys are cluttering the living room.
Çok fazla oyuncak oturma odasını **dağıtıyor**.
Papers were cluttering his desk.
Belgeler masasını **dağıtıyordu**.
Stop cluttering the kitchen with unused appliances.
Kullanılmayan ev aletleriyle mutfağı **daha fazla dağıtmayı bırak**.
He keeps cluttering his workspace no matter how often he cleans it.
Ne kadar sık temizlese de çalışma alanını hep **dağıtıyor**.
All these notifications are just cluttering my phone.
Tüm bu bildirimler telefonumu sadece **karışıklık yaratıyor**.
She realized her thoughts were cluttering her mind and making it hard to focus.
Düşüncelerinin zihnini **karıştırıp** odaklanmasını zorlaştırdığını fark etti.