"cinders" بـTurkish
التعريف
Ateş söndükten sonra geriye kalan, genellikle hala sıcak olan küçük kömür veya odun parçalarıdır. Tamamen küle dönüşmemiştir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'cinders' kelimesi genellikle şömine veya tren yolları gibi ortamlarda kullanılır. Tamamen yanmış 'ashes' (kül) ile karıştırmayın; 'cinders' hala biraz sıcak ve parlayabilir.
أمثلة
The fireplace was full of cinders after the fire burned out.
Ateş söndükten sonra şömine **köz** ile doluydu.
He stepped on the cinders and burned his foot.
O **köz**lerin üstüne bastı ve ayağını yaktı.
There were still some hot cinders in the barbecue pit.
Mangalda hâlâ sıcak **köz**ler vardı.
The train left a trail of black cinders along the tracks.
Tren raylar boyunca siyah **köz** izleri bıraktı.
Be careful not to get cinders in your shoes when walking near a campfire.
Kamp ateşi yakınında yürürken ayakkabılarına **köz** kaçmamasına dikkat et.
After baking bread, she swept the cinders out of the old oven.
Ekmek pişirdikten sonra eski fırındaki **köz**leri süpürdü.