"chairing" بـTurkish
التعريف
Bir toplantı, etkinlik ya da gruba başkanlık ederek süreci yönetmek ve tartışmayı yönlendirmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok iş ve resmi ortamlarda kullanılır: 'chairing a meeting'. Sadece yönetmekten ziyade süreci düzenlemeyi de içerir. Fiziksel sandalye ile karıştırılmaz.
أمثلة
She is chairing the meeting today.
Bugünkü toplantıya **başkanlık eden** o.
John will be chairing the discussion about the new project.
John, yeni proje hakkındaki tartışmaya **başkanlık edecek**.
Thank you for chairing today's session.
Bugünkü oturuma **başkanlık ettiğiniz** için teşekkürler.
I've never tried chairing a large group before—it's a bit nerve-wracking.
Daha önce büyük bir gruba **başkanlık** etmedim—biraz heyecan verici.
Next month, she’ll be chairing the annual conference.
Gelecek ay, yıllık konferansa **başkanlık edecek**.
You did a great job chairing the committee last year—it really made a difference.
Geçen yıl komiteye **başkanlık etmekte** harika iş çıkardın—gerçekten fark yarattı.