"bring a charge against" بـTurkish
التعريف
Birine karşı mahkemede resmi olarak suçlama yapmak veya dava açmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Bu ifade resmi ve hukuki ortamlarda kullanılır. Genellikle birinin adı veya 'birisi' ile birlikte kullanılır.
أمثلة
The police decided to bring a charge against the suspect.
Polis, şüpheliye karşı **suçlama yöneltmeye** karar verdi.
They did not have enough evidence to bring a charge against her.
Onun aleyhine **suçlama yöneltmek** için yeterli delilleri yoktu.
The lawyer helped him when the court decided to bring a charge against him.
Mahkeme onun hakkında **suçlama yöneltince** avukat yardım etti.
After months of investigation, prosecutors finally decided to bring a charge against the official.
Aylar süren soruşturmanın ardından savcılar sonunda yetkiliye karşı **dava açmaya** karar verdi.
If you have new evidence, you might convince the police to bring a charge against him.
Yeni delillerin varsa, polisi ona karşı **suçlama yöneltmeye** ikna edebilirsin.
Not everyone is happy when the government brings a charge against famous people.
Hükümet ünlülere karşı **suçlama yönelttiğinde** herkes mutlu olmaz.