"bargaining" بـTurkish
التعريف
Bir anlaşmanın şartlarını (özellikle fiyat) konuşarak karara bağlama süreci. Ayrıca gruplar arasında anlaşmaya varmak için yapılan görüşmeleri de ifade eder.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'Collective bargaining', 'bargaining chip', 'bargaining power', 'bargaining table' ifadelerinde sıkça kullanılır. Pazarda pazarlık yaygındır. Ayrıca yas sürecinin bir aşamasını da anlatır.
أمثلة
Bargaining is common in street markets around the world.
Dünya genelinde sokak pazarlarında **pazarlık** yaygındır.
The union is in collective bargaining with the company.
Sendika şirketle toplu **pazarlık** yapıyor.
She has strong bargaining power because of her experience.
Tecrübesi sayesinde **pazarlık** gücü yüksek.
After half an hour of bargaining, we got the rug for half the original price.
Yarım saat **pazarlık**tan sonra halıyı orijinal fiyatının yarısına aldık.
They're using the hostages as a bargaining chip to get what they want.
İstediklerini almak için rehineleri **pazarlık** kozu olarak kullanıyorlar.
I went through the bargaining stage of grief, thinking if I just worked harder, things would go back to normal.
Yasın **pazarlık** aşamasından geçtim; daha çok çalışırsam her şey normale döner diye düşündüm.