"aggravating" بـTurkish
التعريف
Kişiyi sinirlendiren, özellikle sürekli tekrar eden ya da başa çıkması zor olan durumlar için kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle bir isimden önce gelir: 'an aggravating habit', 'an aggravating delay'. 'Annoying'den daha güçlü, 'infuriating'den daha hafif bir şikayet ifade eder. 'Aggravated' (kötüleşmiş) ile karıştırma.
أمثلة
That loud alarm is really aggravating.
O yüksek sesli alarm gerçekten çok **sinir bozucu**.
Waiting in long lines is aggravating for everyone.
Uzun kuyruklarda beklemek herkes için **can sıkıcı**.
This mosquito bite is so aggravating.
Bu sivrisinek ısırığı çok **sinir bozucu**.
It's aggravating how my internet keeps cutting out during meetings.
Toplantılarda internetimin sürekli gitmesi çok **can sıkıcı**.
Her aggravating habit of tapping her pen drives me crazy.
Onun **sinir bozucu** kalem tıklatma alışkanlığı beni deli ediyor.
I know it’s aggravating, but we have to wait a little longer.
Biliyorum **sinir bozucu**, ama biraz daha beklemeliyiz.